TERARYUMDA KATLİAM

Çığlıklarınızı her yerden duyar gibiyiz. Arkadaşlarınız size çok güzel bir teraryum hediye etti. Aradan henüz bir hafta geçti ama teraryumunuzun içerisindeki bitkilerin neşesinin kaçtığı her hallerinden belli..Kimi yapraklarını toprağa doğru indirdi ya da kim bilir belki bazıları yapraklarını döktü dökecek. Kiminde de çürüme belirtileri var.

Başlamak için en doğru nokta aslında teraryumunuzun içindeki bitkilerinizin canlı olduğu gerçeği…Ve her canlı gibi ölümsüz değiller. Sonsuza kadar çok ilgi ve bakıma ihtiyaç duymadan yaşayacaklar söylentisi bir şehir efsanesi…Tamamen yapay sukulent ve plastik malzemeler kullanılarak yapılan teraryumlarda bu hayalleriniz gerçek olabilir ancak unutmayın siz masanızda, sehpanızda veya evinizin en sevdiğiniz köşesinde gözünüze çarptığında sizi hayal ettiğiniz dünyaya taşıyacak bir aracı arıyorsunuz. İçinde gerçek bitki olmadığını bildiniz bir düzenleme sizi ne kadar mutlu edebilir ve canlı bile olmayan bir dünya hangi hayalinizi olası kılabilir?

Klasik teraryum düzenlemelerinin bir çoğunda süsleme olarak yapay, plastik veya benzeri malzemeler kullanılsa bile, içine mutlaka canlı bir bitki yerleştirilir. Teraryumlar aslında kapalı, açık ve yarı açık olmak üzere sınıflandırılabilir. Kapalı sistem teraryumlar içerisine bitkiler yerleştirildikten sonra bitkilerin kendi ekosistemlerini yaratması beklenir. Yani bitki terleme yapar, buharlaşır ve buharlaşan nem tekrar toprağa geri döner. Sizin ayrıca sulama yapmanıza gerek yoktur. Ancak kapalı sistem teraryumlarda bile nemin dengelenmesi ve içeride biriken gazın dönüşümü için belirli aralıklar ile kapağın açılması ve teraryumun havalandırılması gerekir.   Açık ve yarı açık sistemlerde bitkiler kendi ekosistemlerini oluşturamazlar. Yani terleme buharlaşma ve toprağa nemin geri dönüş döngüsü yarı işler hale gelir. Bu nedenle sizin belirli aralıklarla teraryumunuzdun içerisindeki bitkilerin toprağının nem dengesini kontrol etmeniz gerekir. Bunun için anaokulundan beri söz almak için kullandığınız işaret parmağınızı toprağa değdirmeniz yeterlidir. İnanın parmağınızdaki hassas sinir uçlarınız bir nem ölçerden çok daha kısa sürede beyninizin değerlendirme yaparak sonuca varmasını sağlayacak veriyi iletecektir. 

Teraryumunuzdaki bitkilerin türüne göre su ihtiyacı değişecektir. Örneğin fittonia türü bitkiler daha çok su isterken sukulentler ve kaktüsler köklerinden su alıp gövdelerinde biriktiren ve bu gövdelerindeki su ile kurak dönemleri atlatmayı başarabilen çöl tipi bitkilerdir. Topraklarının geçirgen olması önemlidir. Bu nedenle teraryumlarınız oluşturulurken drenaj için yuvarlak taşlarla ve lav taşı da denilen pomza taşı veya hidro-kültür ile drenaj sağlanmaya çalışılır. Bitkiler bu drenaj sonrasında teraryumunuza eklenen geçirgen bir toprağa ekilir. Kaktüsler ve sukulent gibi etli yapraklı bitkiler için sizin tek yapmanız gereken iki sulama arası toprağının kuru olup olmadığını kontrol etmektir. Toprağın kuru olduğuna kanaat getirdikten sonra teraryumunuzdaki bitkilerinize su vermeniz gerekir. Suyu çok seven ve toprağını hep nemli isteyen fitonya gibi bitkiler içinse iki sulama arası toprağın kurumasını beklememeniz gerekir.

Kısacası sulama zamanı ile ilgili alacağınız referans çiçekçinizden teraryumunuzu, sukulentinizi veya kaktüsünüzü alırken size verilen sulama bilgisi değil toprağın kuru olup olmadığı bilgisidir. Çiçekçiniz sizin teraryumunuzun hangi koşullara maruz kalacağını bilemez. Bunun için size genel geçer bilgiler verir. Oysaki ortamın ışığından tutun ortamın sıcaklığı ve nemine kadar her etken sulama aralığı üzerinde doğrudan etkilidir.

Günümüzde dışarıda hava sıcaklıkları 30-35 santigrat derecelerde iken biz plazalarda çölde vaha havası ile ideal ortam sıcaklıklarında çalışarak hayatlarımızı devam ettiriyoruz. Unutmayın Plazalardaki ortam siz daha rahat ve daha üretken çalışmanız için oluşturulur. Bitkileriniz ve teraryumlarınız için oluşturulmamış iklimlendirme ile onların kendi başlarına daha sağlıklı bir şekilde hayatlarını devam ettirebilmelerini bekleyemeyiz.

Bunun yerine her sabah teraryumumuza sevgi dolu bir bakış atıp bitkilerimizi ve toprağın nemini gözlemlemeye ne dersiniz?

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak